Mikrop Nedir? Yeryüzünde yaşayan en küçük canlılar olan mikroplar milyarlarca yıldır var. Ama insanlar onların varlığını ancak 1683 yılında öğrendi. Mercek yapmayı hobi olarak benimseyen Hollandalı tüccar Antony van Leeuwenhoek bu merceklerle çalışırken çok küçük canlıların varolduğunu keşfetti. Mikropların hastalıklara yolaçtığı ise, 2 yüzyıl sonra, 19'uncu yüzyılın sonlarında anlaşıldı. Mikrop başlığı altında birkaç tür biraraya gelmektedir.
Virüs En küçük mikroptur. Tam olarak hücre bile değildir. Sadece genlerden ibarettir.
Bakteri Kendi yaptığı kimyasal süreçlerle veya üzerinde yaşadığı canlılardan beslenir. Ölü dokular da bakteriler için besin kaynağı oluşturur. 3 buçuk milyar yıldır dünya da yaşayan bakteri, virüsden çok daha büyüktür. Eğer bir virüsün insan büyüklüğünde olsaydı, bir bakterinin Amerika'nın New York'taki Hürriyet Heykeli büyüklüğünde olması gerekirdi.
Protozoa Yaklaşık 2 milyar yıldır yeryüzünde bulunan bir grup parazite verilen isim. Protozoa, bakteriye benzer ama ondan bin misli daha büyüktür.
Fungus Bunlar her türlü maddeyi temel unsurlarına ayırarak, hayvanların ve bitkilerin yararlandığı besleyici maddeleri ve mineralleri oluştururlar. Bilinen yaklaşık 100 bin türü vardır. Değişik mantar çeşitleri ve mayalar bu gruba girer.
Eğer, bir gün ilerde arkanı dönüp keşke demek istemiyorsan, üç şeyi doğru seç. *Eşini doğru seç. Doğru eş her zaman uzun zaman flört ettiğin kişi değildir. Önemli olan kısa zamanda da olsa, fikirlerinin uyuştuğu, Yaşam tarzlarının benzediği, Espri anlayışının yakın olduğu, Zor zamanlarında hep yanında olacağını bilidiğin, Dertlerini sevinçlerini paylaşabileceğin, Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin, Senin fikirlerine saygı duyan, Konuşmaktan sıkılmayacağın, Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkarıp eğlendirebilen, Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın, Aynı zamanda iyi bir arkadaş, Fiziksel görünüşün dışında da seni sen olduğun için sevibilecek ve bunu kaldırabilecek birini eş olarak seçmelisin! ! ! Dünyada böyle biri varmı? Diye sorabilirsiniz şimdi. Emin ol var! Tabi sayıları fazla değil.Hatta hayatta insanın karşısına ya bir kere, ya iki kere çıkar, belkide hiç çıkmaz...Önemli olan onu farkedebilmek. Eğer bu satırları okuduğunda aklından bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanslısın.Ne olursa olsun onunla birlikte olmak için elinden geleni yap. Çünki bir daha onun gibisini bulma şansın çok az emin ol.Bütün aptal aşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen çok geç kalırsın. Eğer bu satırlar sana böyle birşey çağrıştırmıyorsa yada şu sen evliysen yapacak birşey yok.Eğer bekarsan onu aramaya hemen başla! Onu farkedebilmek için sadece etrafına bakman yeterli olacaktır. Çünki oda sana bakıyor olacak. *İşini doğru seç. Doğru iş rahat iş değildir. Çok kazandıran iş değildir. Kariyerde değildir. Klimalı büro ortamıda değildir. Doğru iş orda olmaktan zevk aldığın yerdir. sabah kalktığında gitmeye üşenmediğin, bıkmadığın yerdir. Tabi yanında rahatlık, para, kariyer varsa ne ala.... *Arkadaşlarını doğru seç. Çok sayıda arkadaşın olması 'iyi arkadaşın' olduğunun ıspatı değildir. Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir. Mutluluklarının yanında, acılarınıda paylaşabileceğin, Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin, Her zaman yanında olmasını isteyeceğin, Seni maddeten değil, manen zengin eden, bir tek arkadaş sana çok şey katacaktır.
Canımız Cennet Türkiye’mizin o yüce insanlarının çocuklarına okuma-yazma öğretmek, yarınlarını garanti altına alacak meslek sahibi etmek, Türkiye’mizi Atamızın hedef gösterdiği çağdaş uluslar düzeyine çıkarmaktan başka hiçbir hedef ve davranışı olmayan bu eli öpülesi insanlarımız terör batağında bir hiç uğruna şehit edilmişlerdir.
Tüm şehit öğretmenlerimizin anısına hazırlamış olduğumuz bu bölümde onların aziz hatıralarını yaşatmak ve unutulmadıklarını, unutulmayacaklarını belirtmek istedik.
Her zaman aziz milletimizin yüreğinde yaşayacaksınız.
Allah sizlerden razı olsun, mekânınız cennet olsun, ruhunuz şad olsun.
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın! Bilakis onlar diridirler Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiç bir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.” (Al-i İmran 169)
"Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) "Ölüler" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz onu hissedemez, anlayamazsınız." (Bakara: 154)
''Cennete giren hiç bir kimse yoktur ki, bütün dünyaya malik olacak olsa dahi tekrar dünyaya dönmeyi arzu etsin. Yalnız şehitlerdir ki, kendilerine yapılan hürmet ve kerameti yahut şehitliğin faziletini gördüklerinden dünyaya dönüp de tekrar on defa şehid olmayı arzu ederler.” (Buhari ve Müslim)
Fatiha Suresinin Türkçe Anlamı: 1 - Rahman ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. 2 - Hamd o âlemlerin Rabbi, 3 - O Rahman ve Rahim, 4 - O, din gününün maliki Allah'ın. 5 - Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!). 6 - Hidayet eyle bizi doğru yola, 7 - O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
Babası: İkinci Sultan Murad Annesi: Huma Hatun Doğumu: 29 Mart 1432 Vefatı: 3 Mayıs 1481 Saltanatı: 1451 – 1481 (30) sene
Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı - beyaz tenli, kırık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi.
Âlim, şâir ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. Gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacağı işler hususunda, en yakınlarına bile hiç birşey sızdırmazdı. Fatih Sultan Mehmed'in ömrü seferlerle geçti. Yıkılmaz diye bilinen Bizans'ı yıktı. İstanbul'u fethetti. Ayasofya kilisesini camiye çevirdi. Kıyamete kadar câmi olarak kalmasını istediği bu muhteşem mâbed için mükemmel bir vakfiye yazdırttı. (Bu vekâlet Arşivi Tapu Defterleri No:20, 27, 167, 251 )
1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934'de müze haline getirildi. Fatih, Enez'i, Galata ve Kefe'yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Şemendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan'ı ald. Belgrad'ı muhasara ettiği zaman çarpışmaya bizzat katıldı. Alnından ve dizinden ciddi şekilde yaralandı. 1458'de Mora'yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan'ı tamamen aldı. 1461'de Amasra'yı ve İsfendiyar Oğulları Beyliğini Osmanlı topraklarına dahil etti. Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. 1462'de Romariya, Yayçeve Midilli'yi aldı. 1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleri ile toplanan ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağı ilân edilen 20 devletin katıldığı bir haçlı ittifakı ile 16 sene savaştı. 1463'de Bosna'yı fethetti ve Hersek'i de tabiiyeti altına aldı. 1466'da Konya ve Karaman'ı aldı. Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470'de Ağrıboz'u aldı. Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer şükranesi olarak kırk bin esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476'da Boğdan'ı Osmanlı topraklarına kattı. Otuz sene içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 bin km² olan topraklarını 2.214.000 km² ye çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarafından tertiplenen tam ondört suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük hükümdarı, aslen bir yahudi olan Maesto Jakopo isimli bir doktor vasıtasiyle zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger'e göre bu suikastçı doktor, Yakup Paşa unvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu.
1481 Mayısının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze'de ordugâhında Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakanın ölümünde tam üç gün üç gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı. Fatih 49 sene bir ay beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük hükümdarın cenaze namazı Fatih Camiinde Şeyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır.
Fatih, Müslüman Türk Milletine yapmış olduğu büyük hizmetlerle, dünyanın en büyük hükümdarlarından birisi olduğunu isbat etmiştir. İstanbul gibi, cihanın bir incisi olan, bu muhteşem beldeyi Türk Milletine kazandırmıştır. Yapmış olduğu çalışmalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirmiştir. Bugünün üniversitesi olan (Fatih Külliyesi) ni 1470 senesinde tamamlamış, İstanbul'u fethettiği zaman 8 tane kiliseyi camiye çevirmiş, etrafındaki papaz odalarını da medrese yapmıştır. Ayrıca birçok Anadolu kasabasında da medreseler yaptırmıştır. Hz. Eyyüb EI - Ensâri'nin (r.a.) kabri Fatih zamanında keşfedildi. Delâil-i Hayrat müellifi Şeyh Süleyman Cezuli ve Allame Ali Kiasi Fatih devrinde vefat ettiler.
Erkek Çocukları: Mustafa, İkinci Bayezid, Cem, Korkud. Kızı Çocukları: Gevherhan Sultan.
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"
Pencereyi aç, Perdeyi arala. Bu sabah bir ayrı güzel Bak doya doya. Kuşların cıvıltılarını, Çocukların annelerine haykırışlarını dinle. Sevdanın kapısını aç bu sabah Ve bir daha hiç kapama. Sevgi dolu ol, güneş dolu… Gözlerin gülsün ben gelince. Bir güzelsen, bir daha güzel ol. Haykırışlarını dinle çocukların Dışarı çık, dolaş biraz Şenlensin herkes seni görünce Mutlu ol, umutlu ol. Biraz daha… Bugün umudun günü. Kadere karşı çıkma, Bırak aksın gitsin her şey Sen oldukça, Ben oldukça Böyle sabahlar da olacak.